follow

Nike Store, Las Vegas


Mağaza içi installastionlar oldukça ilginç olabiliyor. Uzun bir dönem çoğunlukla ecza şovları için stand tasarlamaktan, kendimi devamlı tipik roller oynayan hollywood aktörü gibi hissediyordum :) Eczacılık sektörünün yasal bağlarıyla uğraşmadan çalışmak gerçekten ferahlatıcı oluyor. Bu tasarım, Las Vegas’ın Ceaser place otelindeki Nike’ın ana mağazalarından biri için yaplmıştı.

nikeNike Kevin Durant, Kobe Bryant ve Lebron James için üretilen “elit” serisi için üç adet yeni spor ayakkabı piyasaya sürdü. Bu eserin fiziksel yapısı üzerinde çalışmadım (aşağıda Guild ile olan paragrafa bakın), fakat bütün teknoloji, montaj ve projeksiyon mappingi üzerinde ben çalıştım.

Kullanıcıyı süprize uğratan fikirler üzerinde çalışmak her zaman hoşuma gitmiştir… Bu tarz bir yapı ile kullanıcı arasındaki etkileşimi görmek oldukça eğlenceli ve bu etkileşimlerden yeni şeyler öğrenmeyecek kadar bıkkın değilim. Bu installationda  “switchable glass” kullandık, şaşkınlık yaratabilen inanılmaz düşük teknoloji bir materyal – ince tabakaların arasına katmerli bir şekilde yerleştirilmiş voltaj biner şekilde uygulandığında optik olarak değişen bir LCD materyali. Voltaj yok iken=opak cam. Voltaj var iken=şeffaf cam. Muhteşem bir şey ve işe yarıyor.

Nike PodThe Guild (guildisgood.com) Sam Ewen ve ben Supertouch’ı kurduğumuz zamanla neredeyse aynı zamanda kurulmuş muhteşem bir şirket. Onlarla ilk projelerimizde oldukça yakın ve başarılı şekilde çalıştık. Donanım üreten firmaların kıtlığının oldukça yüksek olduğu bir sektörde ise güçlerimizi kağıt üzerinde birleşerek, pekiştirmemiz kaçınılmazdı. Buradaki fiziksel yapıyı ve tasarımın çoğunu The Guild (Los Angeles stüdyoları, bir yaratıcı için adet bir cennet) hallederken ben ise tekjnoloji ile ilgilendim… Büyük değişken cam katmanları ayakkabıların tanıtım alanı olan podun içine monte edildi. Pod gerçekten büyüktü, kullanıcı ayakkabıya ulaşmak için altıgen şekilli bir platforma çıkıyordu. Ayakkabının kendisi ise bir çok (Karaköy‘de beni Geocaching‘in eğlenceleri hakkında bir saat boyunca nutka tutan birinden alınan) nadir element mıknatıslarıyla donatılmıştı ve akrilik bir ayakkabı standının üzerinde duruyordu. Akriliğinden içinde ise Hall effect sensörümüz (manyetik alanları sezen) bulunmaktaydı. Ayakkabı standın üzerindeyken Hall effect sensörü Arduino’ya ayakkabının (daha doğrusu içindeki mıknatısın) kodumu karşılayan bir uzaklıkta olduğunu söylüyor. Ayakkabı standdan ayrıldığı zaman Hall etkisi sensörü Arduino’ya sinyalin zayıf/olmadığını bildiriyor ve Arduino burada iki şeyden birini yapıyor: değişken camı 110v 15amp röle ile şeffaf haline getirip, işlenmiş bir taslağa lokal ağımızdaki bilgisayarlardan bir OSC (open sound control) yollamısını bildiriyor. OSC bildirimini alan bilgisayarlar ise statik siyah projeksiyondan, teşhirdeki duran her ayakkabı ile ilgili tekrar eden bir içerik oynatmaya başlıyor.

Nike SwitchableÜç adet podu hedef alması için dört adet projeksiyon kullandık. Dört projektör kullanma fikri ise mağaza planı ile ilgiliydi. Merkezdeki pod sağ ve soldan  geriden iki adet projektör kullanmamı gerektiriyordu. Merkezdeki pod iki projektör tarafından aydınlanır iken ikisinin aynı anda devreye girmesi gerekiyordu, yoksa bütün tesir paramparça oluyordu. Acele bir şekilde oraya uçmam gerekiyordu ve olaylar rötarlarla pek iyi anlaşmıyordu. – VVVV yardımıma koştu. VVVV’yi, merkezdeki pod için olan iki projektördeki OSC’nü görmek ve arayüzdeki kaydırma butonu ile zaman aralığını (mili saniyeler ile) görsel olarak ince ayar çekmek için ve daha yavaş olan projeksiyon bilgisayarındaki gecikmeyi eşleştirmek için kullandım.

Şimdi ise her şey bitmiş durumda. Artık, İstanbula’ dönüp Supertouch:İstanbul ofisini kurmak ve İstanbul’un ilk yaratıcı Maker Faire hazırlanmakla uğraşacağım.

nike5  nike4

nike3

One Response

Leave a Reply