follow

Koku_Remover

Vaktiyle, yaklaşık 2 ay önce Brooklyn, NY’tan İstanbul’a temelli olarak taşındım. Şehre duyduğum aşk geçtiğimiz iki yıl boyunca kız arkadaşım ve ailesini ziyaret ettiğim zamanlarda oluşmaya başladı. Burayı her zaman aklımda romatikleştirmiştim ancak ettiğim ziyaretlerle bana açık olan iş alanlarını ve şehrin gerçeklerini tanıma fırsatı buldum. Buraya KatKatAtolye.com isimli fablabi kurmak ve bunun sayesinde “maker hareketini” tohumlamak için taşındım.  Diğer iyi sebeplerimi başka bir yazıma saklayıp, bu yazımda size başka bir hikaye anlatacağım, antik kanalizasyonların kötü kokusu ve üç boyutlu printerın burnumu ve akıl sağlımı nasıl kurtardığı hakkında bir hikaye.

sidik4Geçtiğimiz yaz Cihangir’de uzunca bir süre kaldım. Çok hoş bir yer..İçinde barındırdığı kültür ve insanlar Park Slope’un genç kahve/şarap yudumlayan bebek arabalı çiftleri ve Williamsburg’ün hipster sakallı ve makosen ayakkabılı gençlerini hatırlatıyor. Güvenli, homojen ve mükemmel bir deniz manzarasına sahip. Fakat beni burada rahatsız eden tek bir şey vardı… bu denize yakın ufak dairede  nedeni belirsiz kötü bir koku vardı. Şuanda ise,Beyoğlu’nun başka bir bölgesinde yaşıyorum ve yeni dairemdeki koku hemen hemen eski kötü kokuyla aynıydı. Biraz araştırmadan sonra bütün bu bölgenin büyük bir kısmının bu kokudan muzdarip olduğunu  ve burada yaşayan insanların buna alıştığını öğrendim. Kalabalık ve modern bir yerleşkenin antik kanalizasyonların dezavantajıyla uğraşmaları beni çok şaşırttı. Genç Türkler (söz oyunu kasti) protestoda artık uzmanlar #diren ile ilgili herşey kendine özgü bir yaratıcılığa sahip… ben de protesto ediyorum. Ben bir hardware hackerı ve makerım, Bizans’tan arda kalan surları hacklemek çok zor olmasa gerek.

Tesisatı incelediğimde, her tahliye borusunun, binanın ana tahliye borusuyla birleşip direkt olarak yer altındaki kanalizasyona gittiğini farkettim. Büyük ihtimalle koku İtalyan aksanlı kanalizasyonlar yüzündendi :) Hava, boruların içinden yükselerek yaşam alanlarına engelsiz bir şekilde ulaşıyordu. Pis kokunun yoğunluğunun rüzgarlı günlerde daha az olduğunu farkederek çatıya çıkıp bakmaya karar verdim. Dairemde daha az olan bu kötü koku,  çatıdaki borudan çok keskin geliyordu BINGO! Bir deney yapmaya karar verdim. Karaköy’den (bizim Shenzen,Çin versiyonumuz)sesi minimize etmek için düşük güçlü bir vantilatör aldım, arkasından Rhino’yu açıp resimdeki üst ve alt parçaları tasarladım. Alt parça, gider borusu içine uyan bir şaft ve yağmur oluğunun biraz üstünde durarak yağmur suyunun gitmesine ayrıca izin veriyor ve vantilatörün etkisini borunun 7 inç kadar içine odaklıyor. Üst parça ise vantilatörü yağmurdan koruyor.

Makerbot’larımdan birini Türkiye’ye getirmiştim ve bu parçaları hemen bastım ve vantilatöre çift taraflı VHB bandı ile yapıştırdım ve bir elektrik kablosu bağladım. Sonuç başarılı! Vantilatör kokuyu dışarıya vermeye başladı ve dairem artık kokmuyordu ve hatta 5 katlı apartmanın koku sorununu çözmüştüm. Gerçek testi, takip eden hafta yaptım..Daire ben yokken bütün camlar kapalı halde kalacaktı. Döndüğümde bunun apartmanın sıcak bir lağım kokusu kutusuna dönüşmesine yol açacağından emindim. Bir hafta sonra döndüğümde kapıyı açtım ve içerde hiç bir koku yoktu ve üstüne bir çok kişi bu ufak buluşumu ürünleştirmemi önerdi. Bu hikayenin  en sevdiğim yanı üç boyutlu basılmış prototipin nihai ürün olabilmesi, yazıcıdan çıkıp oluğa yerleştirilmesine kadar.

Bu benim ilk (daha çok olacağını umuyorum) İstanbul asıllı yaratıcı proje dizaynım. Bu Kickstarter’da olmayacak fakat takip etmeye devam edin çünkü bir dahaki projem olacak :)

chronologically…

sidik8

 

sidik1 sidik2 sidik3 sidik4

 

sidik5 sidik6

 
and finally….

sidik7

3 Responses

Leave a Reply